‘Tercih edilen damar, bypass ameliyatının başarısını belirliyor’

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Güden, koroner arter bypass ameliyatlarında uygulanan yöntemleri açıkladı. Prof. Dr. Güden, koroner arter hastalıklarının tedavisinde cerrahi ve cerrahi dışı olmak üzere 2 uygulamanın bulunduğunu belirterek, “Bunlardan biri ameliyat diğeri ise kardiyoloji bölümünün yaptığı stent uygulamalarıdır. Önemli olan hasta için en az riskle en verimli işlemin yapılmasıdır. Hasta değerlendirilirken özellikle koroner damarlarının durumu ve diyabet olup olmadığına bakılarak belli bir skorlama yapılır. Belli bir puanın üzerinde olan hastalarda ve özellikle diyabet hastalarında ilk tercih koroner bypass ameliyatıdır. Çünkü yapılan araştırmalarda skoru yüksek olanlarda ve şeker hastalarında stent işlemi sonrası yeniden tıkanma oranı oldukça yüksek saptanmıştır. Ancak bazen hastanın skoru düşük olduğunda ve şeker hastalığı olmadığında stent uygulamalarıyla da çok iyi sonuçlar alınmaktadır. Burada önemli olan hasta için en uygun olana karar vermektir” diye konuştu.

“Bacak yerine göğüs damarları uzun vadede daha başarılı”
Koroner bypass ameliyatlarında vücudun farklı bölgelerindeki damarların kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Güden, sözlerine şöyle devam etti: “Bypass sırasında göğüs atardamarları, koldan alınan atardamarlar veya bacaktan alınan toplardamarlar kullanılabilir. Önemli olan ise mümkün olduğu kadar göğüs atardamarlarının tercih edilmesidir. Biz mümkün olduğunca 2 göğüs damarı kullanarak daha uzun vadede damarların açık kalmasını istiyoruz. Göğüs damarlarından alınarak yapılan bypasslarda 10 yılda tıkanma oranları yüzde 10 civarındadır. Ancak bacak toplardamarları kullanıldığında 10 yılda tıkanma oranları yüzde 40 ila 50’lere kadar çıkabilmektedir. Arada ciddi bir fark olduğu için hastalarımıza atardamarlarla bypassın yapılmasını tavsiye ediyoruz”.

“Robotik, endoskopik veya direkt görüşle ameliyat”
Prof. Dr. Güden, koroner bypass ameliyatlarında kesiler açısında da farklar olduğuna değinerek şu bilgileri verdi: “Ameliyat standart olarak göğüs kemiğinin 17 ila 18 santimetre kesilmesiyle yapılabilir. Bir de göğsün sol tarafında, kaburga arasından girilerek küçük kesiyle yani minimal invaziv denilen metotla yapılan yöntemler vardır. Küçük kesi uygulanan ameliyatlar robotik, endoskopik veya direkt görüşle yapılabilir. Minimal invazivin en büyük avantajı yaranın küçük olması ve hastanın günlük yaşantısına daha hızlı dönmesidir. Eğer hastaya birçok damarından dolayı bypass yapılacaksa ve koroner damarlarının kalitesi iyi değilse minimal invaziv yöntemi tercih edilmemelidir. Ancak 2-3 damar tıkanıklığı varsa minimal invaziv yöntemi kullanılabilir. Burada damar sayısından daha çok damarların kalitesine göre karar vermekteyiz. Eğer damarların kalitesi iyiyse ve kronik bronşit gibi göğüste bir hasar oluşmamışsa küçük kesiyle robotik, endoskopik veya direkt görüş yardımıyla ameliyat gerçekleştirilebilir”.