Haksızlık hissi öfkeyi besliyor

Mert İnan –  Türkiye’de insanların neden bu kadar öfkeli olduğunu sorduğumuz Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hakan Türkçapar, öfke ve şiddet artışının altında haksızlık algısı, haksızlığın kasıtlı yapıldığı ve iletişimdeki ses yüksekliğinin etkili olduğunu söylüyor. Prof. Dr. Türkçapar, Gallup’un araştırmasının önemine dikkat çekerken “Ekonomik koşullar negatif duygu ve düşünceleri katlıyor. Türkiye, olumlu hissetmede Afganistan ve Lübnan’dan sonra 3. sırada. Olumsuz duygu durumu  ve kızgınlığımızın birincil nedeni ekonomik nedenler” diyor. Negatif ruh halinin zincirleme reaksiyon şeklinde bulaştığını belirten Türkçapar, “Toplumsal şartlar iyileşmeden sakinleşmemiz zor. Sakinleşmek için iyi uyku, iyi beslenme dahası kaliteli bir yaşam gerekiyor. Olumsuzluklar ne kadar fazla olursa öfke patlaması da aynı oranda olur” değerlendirmesi yapıyor. Haksızlık algısının da öfkeyi beraberinde getirdiğine işaret eden Türkçapar, şu tespitlerde bulundu:

‘Gurbetçi bile bağırıyor’

“Öfkede haksızlık algısı bunun kasıtlı yapıldığı genel ses düzeyi en önemli sorunumuz. Bizim toplum ses yüksekliği açısından 3. sırada. Toplumda adaletsizlik algısı var ve herkes haksızlığa uğradığını düşünüyor. Dahası bu haksızlığın kasıtlı yapıldığı düşünüldüğünden öfke şiddete dönüşebiliyor. Türk işçiler Almanya’da gayet uyumlu, sakin, kurallara uygun çalışıp, yaşıyorlar. Ancak bu kişiler Türkiye’ye girer girmez bağırıp, çağırmaya başlayabiliyorlar. Almanya’da herkese eşit olarak uygulanan kurallar var. Gurbetçiler bile buradaki kuralların herkese uygulanmadığını düşünüyor. Anti sosyallerle ilgili bir çalışma yapmıştım. Şiddet eylemine yatkınları dinlediğinizde bile herkes kendisini kurban görüyor. Anti sosyal kişiliğe sahip bireylerin saldırgan olmalarının nedenlerinden biri de kendilerini kurban görmeleri. İnsanların ülkede kural, adalet olduğuna inanması ve kuralların herkese uygulandığına, kasıtlı ayrıcalıklı olunmadığına inanması bunu görmesi gerekiyor. Gallup’un çalışmasındaki sonuçlar çok vahim bizim bu tabloyu oturup düşünmemiz gerekiyor.”

‘Sorun çözme becerisini artırmalıyız’

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Dr. Emre Mutlu, öfkenin de diğer duygular gibi doğal olduğunu söyledi: “Duygunun davranışa yansımasını veya yansımamasını düzenlemek kişinin elindedir. Zorlukların ve stresin arttığı dönemlerde davranışları kontrol etme becerisi azalır. Özellikle kullandığı sorun çözme becerileri işlevsel olmayan ve yeterli sorun çözme becerisi olmayan kişilerin, zorluklar karşısında öfkesini davranışlara daha çok yansıttığını görüyoruz. Sorunları kavga ederek, bağırarak çözmek yerine sorun çözme becerilerimizi arttırmamız, özür dilemeyi ve iletişim ve empati kurmayı gerekiyor. Felaket ve ekonomik bunalım dönemlerinde gelir düzeyi iyi ve kötü ülkeler arasındaki makas ruhsal iyilik için de açılıyor. Ekonomik krizler de insanların ruhsal dengesini bozuyor.”

‘Silahlanmaya karşı tedbir alınmalı’

Şiddet denen sorunun Türkiye’ye mahsus bir mesele olmadığına işaret eden Prof. Dr. Kemal Arıkan, şunları söyledi: “Dünyada giderek yaygınlaşan bir şiddet eğrisi görmekteyiz. Nedeni hakkında çok değişik iddialar var. Yapılan bir araştırmada aile içi şiddete yönelik Türkiye’ye de örnek olacak bazı veriler var. Veriler özellikle eğitimli, meslek sahibi ve kazancı toplum standartlarını üzerinde olan kadınların sosyo-ekonomik açıdan daha alt düzeydeki eş veya sevgililerinden şiddet gördüğünü gösteriyor. Türkiye’de de genellikle şiddete uğrayanların kültürel düzeyi daha yüksek kişiler olduğu dikkat çekiyor. Kültürel düzey düştükçe şiddete eğilim artıyor. Bilimsel verilere dayalı stratejiler izlememiz gerek. ‘Şiddetin tek sebebi vardır, o da siyasidir’ diyerek bir yere varma şansımız yok. Meseleleri gerçekçi zeminde, bilimsel verilere dayanarak ilerletmemiz şart. Devlet düzeyinde stratejiler oluşturulması elzem. Sorunun çözümünde en önemli etken hukuk sistemini doğru şekilde işletmek. Silahlanma konusu da gözden kaçıyor. Türkiye’de ciddi bir silahlanma sorunu söz konusu ve buna karşı tedbirler, yaptırımlar uygulanmalı.”

Cehalet ve kuralsızlık

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ayhan Akçan’a göre şiddete yönelimin altında yatan en önemli nedenlerin başında cehalet, kural tanımazlık, yasal boşluklar geliyor. “Türkiye’de ne yazık ki son yıllarda yasaları çiğnemeyi kendilerine hak gören bir organize cehalet güruhu oluştu” diyen Prof. Dr. Akçan, “Yapanın yanına kar kalmamalı. Son yıllarda disiplin, yasa, ilke, etik ve ahlak kurallarına karşı direnç oluştu. Toplumsal, sosyal yozlaşma inanılmaz boyutlarda. İnternet ve sosyal medyada zaman zaman yanlış mesaj ve içerikler de insanların yanlış tutumlar oluşturmasına neden olabiliyor. Geçmişte trafik kuralları çiğnenirken, günümüzde neredeyse her alanda yasaları çiğnemeye çalışan ve gücünü cehaletten alan bir güruh oluştu. Biz meseleyi dar çerçevede düşünüyoruz. Bireylere, sınır, hak, hukuk, kişisel hijyen, üretim ve mesleğe dayalı emeğin değerini öğretemeyen bir sistem olduğu sürece, sorunlarımızı çözmemiz mümkün değil” görüşlerini sıraladı.

‘İşi ehline bırakmalı’

Sorunların çözümünde liyakatli kişilerin önemine de değinen Prof. Dr. Akçan, şu tespitlerini sıraladı:

“İşi ehline bırakacaksın. Binayı mühendis yapacak. Liyakati kaldırdığınız noktada yukarıdan gelen talimatla hareket eden ve beraberinde kaotik bir kuralsızlığı tetiklemiş oluyor. Her alanda kuralsız oluştu. Kuralsızlıklar, şiddet eğilimiyle birleştiğinde maalesef bugün doktora yarın avukata bir başka gün mühendise yönelecektir. Daha da artar. Yıllardır sistemsel ve eğitim alanındaki yanlışları söyledik. Sosyal olayların artacağını sürekli anlatamaya çalıştık. Toplum olarak bin yıl önceki reflekslerle hareket etme eğilimi söz konusu. Eğitim altyapınız sağlam olmazsa yasa ve kuralları tanımayan bir kitle ortaya çıkar. Bizim eğitimden anladığımız ezberler.

Oysa ki çocukluktan itibaren toplumsal kurallar, hijyen, yasalara saygı gibi genel kuralları da aktarmamız gerekiyor. Toplum sosyoloji ve psikolojiye inanılmadığı için bu tablo ortaya çıkıyor. Üniversite sınavlarındaki sistem ve eğitim halen aynı ezberci mantıkla devam ediyor. Bu şiddet sarmalı sürdükçe nitelikli insanlar  yurt dışına gitmeye devam edecektir.”

BİTTİ